
Hasan Polat hafız efendi, Afşin’li tarafından sevilen, sayılan, hürmet edilen bir hocamızdır. Büyüklü, küçüklü herkes onu tanır ve muhabetle bağrına basmış olur.
Hasan Polat hocayı tanımak için, onun kişiliğine, hafızlığına, yetiştirmiş olduğu bunca hocaların, hafızların camilerimizde hizmet etmelerine bakalım.
Hasan hafız, ” Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” emri gereğince hareket etmiş, yıllarca, hiç kimseden, hiç bir kurum ve kuruluştan bir şey beklemeksizin yüzlerce hafızı kelamın yetişmesine, görev almasına sebep olmuştur.
Muhterem Hasan hafızla yıllarca birlikteliğim bulunmaktadır. Bu kadar yıllar içinde bir kere olsun incinmedim ve incitmemeye gayret ettim. Onun hoş sohbet kişiliği, mükemmel hafızlığı, herkese faydalı olduğu gibi, bendenize de faydalı olmuştur..
Onun hüsnü ahlakı, karakter yapısı, dünya için bükülmediği, hiç bir kimseye tabasbusta bulunmadığı,
hafızlığının kıymet ve faziletini bilerek hareket ettiği, onuru ile, şerefi ile yaşadığı bilinen bir gerçektir.
Örneğin, Afşin Müftülüğünün karşısında bulunan binada hafızlık eğitimi yaptırır iken, öğrencilerin yemeğinden yememiş, sofralarına oturmamış, halk tarafından hibe edilen koyun ve kuzu bağışına yön ederek bir kere bile bakmamıştır.
Zaman zaman Müftülüğe gelmesiyle, onun ilminden, hafızlığından müstefid olmaya çalıştım. Ara sıra hemen öne sürmüş olduğum ayeti kerimelerin devamını, sayfanın tamamlanmasını onun ağzından dinlemem beni ziyadesiyle memnun etmiştir.
Onun içindir k, Afşin’da, Ahmet Kır namıyla bilinen merhum kardeşin Hasan Hafıza inanması, ona güvenmesi, onun ağzından kem sözün çıkacağını tahmin etmemesi bilinen bir gerçektir. Ahmet Kır’a rahmet diliyorum.
Bir gün, Afşin Müftülüğüne denetleme yapmak üzere, üç tane müfettiş gelmişti. Birisi Baş Müfettiş, diğer ikiside Müfettiş görevi ile Müftülüğe teşrif etmişlerdi.
Müftülük vekaletine ben baktığım için , Müftülüğe sabahleyin geldiğimde Müfettişlerin teşriflerinin haberini aldım ve Kurs binasında istirahat ettiklerini öğrendim. Müfettişler, terminalde indikleri zaman sabah ezanı okunmakta imiş. Doğruca Pınarönü camiine gelerek, sabah namazlarını Hasan hafızın peşinde kılmışlar.
Müfettişler zannetmişler ki, Afşin, küçük bir İlçedir. camii imamları da sıradan, normal yetişmiş insanlar olabilir zannıyla camiye girmişler,İşte tam bu sırada Hafız hafız mihraba geçmiş, o tatlı sesiyle, o muhteşem kıraatıyla sabah namazını kıldırıyor.
Namazdan sonra, baş müfettiş, Hasan hafızla tanışıyor, kendilerini takdim ediyorlar, kalplerindeki düşünceden sonra pişman olmuşlar ve Hasan hafızdan özür dilemişlerdir.
Adı geçen müfettiş beyler, halen Hasan hafızı unutmuş değiller, zaman zaman telefonlada olsa hal hatır sormadan edemezler. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Dolayısıyla, hiç bir kimse, bilmediği yere varınca, daha temkinli hareket etmeli, hiç bir mıntıkanın boş olmadığı kanaatine sahip olmalıdır. Bilhassa, Afşin İlçesi, şairlerin,ediplerin, alimlerin isim yaptıkları, nam saldıkları bir İlçedir.
Kim unutabilir merhum Durdu efendinin, Ahmet efendinin ve Nasrullah hocanın ilmi kariyerlerini. Bendeniz, Nasrullah efendiyi, Ankara’daki evinde ziyaret ettim, ileri yaşına rağmen, ilmi haykırışını, mevcut tefsirlere, hadis tercimelerine nahoş baktığını, yanlış, güdük terceme yapıldığını bizzat kendisinden dinlemiş oldum. Ruhu şad olsun!..
Netice olarak;
Hafız Hasan hocayı, bir Afşin insanı olarak unutmayacağım. Sanırım ki, onun yerini dolduracak bir hafızı kelamın da yetişmiş olduğunu, ondan sonraki boşluğu dolducağını tahmin edemiyorum.
Arabi şivesi, tok sesi, aziz Kur’an’a layıkı veçhile hizmetini unutmamız mümkün değildir. Emek vermiş olduğu yüzlerce hafızı kelam, bu gün bile Kur’an okurken, onun şivesini, kıraatını cemaatlerine yansıtmaktadırlar.
Ağır başlılığı, hüsnü ahlakı, örnek hal ve tavırları yetişen nesillere İnşallah örnek olacaktır. Dolayısıyla, nice nice Hasan hafızları, milletimizçe hizmet etmeleri için yetişmek üzere olanları da desteklemeli, onların her türlü ihtiyaçlarını telafi etmek için imkanlarımızı kullanmalıyız.
Çünkü, cennetin yolu, aziz Kur’an’a hizmet etmekten geçmektedir. Cehennemden kurtuluşda bu vesile olmaktadır. Bilhassa, devri zamanımız, genç nesillerin ayaklarına kurulan tuzaklarla dop doludur. Söz konusu bu tuzakları boşa çıkarmak için mevzu bahis edilen İslam aydınlarına, hizmetkârlarına değer vermekle mümkün olacaktır.
Dolayısıyla, Hasan Polat hoca, fani ömrünü bu yolla bitirmiş, şimdilerde yaşlanmış, eli bastonlu hale gelmiştir. Kalan ömrünü mutluluk içerisinde geçirmesi için, ona karşı sevgide,saygıda, mehabbette kusur işlememeliyiz.
Son sözler olarak, böylesi bir Kur’an hamilini saygı ve hürmetle selamlar, ömrünün uzun ve bereketli olmasını niyaz ederim.. Selam ve dua ile…
*
Şerafettin Özdemir